»

NARLAR VE AYVALAR / ŞEKER AHMET PAŞA

Şeker Ahmet Paşa, Paris’teki dünyaca ünlü Louvre Müzesi’ne hayattayken eseri kabul edilen ilk Türk ressamı. Bu nedenle neredeyse tüm resimleri önemli. Geometrik açıdan sepetteki ayva ve narların dizilişi ve birbirleriyle oluşturduğu kompozisyon, resmin en dikkat çekici özelliği. Narlar ve Ayvalar adlı natürmotun bir diğer özelliğiyse, ışığın ve renklerin birbiriyle oluşturduğu uyum ve resmin gerçekçi duruşu. Şeker Ahmet Paşa ile ilgili bir not daha: Osman Hamdi’nin hocası Jean Leon Gerome kendisine üstat (mon maitre) diye hitap ederdi ve Fransa Devlet Nişanı (Legion d’honneur) ile onurlandırılmıştı.
1.3 MİLYON YTL

Kaynak Alıntı


İstanbul’un Üsküdar semtinde doğdu. 1855 yılında Tıbbiye Mektebi’ne girdi. Tıp öğrenimini tamamlamadan Harbiye Mektebine geçti.

Resme olan ilgisi ortaya çıkınca sultan Abdulaziz tarafından Paris’e gönderildi. Burada yedi yıl Gerome ve Boulanger atölyelerinde çalıştı. 1871 yılında İstanbul’a döndü. Bir yandan askeri kariyerini sürdürürken, diğer yandan resim yaptı.

Natürmort çalışmaları ile ünlüdür. Resimlerinin önemli bir bölümü İstanbul ve Ankara Resim Heykel Müzeleri ile, Sakıp Sabancı Müzesi ve bazı özel koleksiyonlarda bulunmaktadır.

Asıl adı Ahmet Ali’dir. Küçük yaşta Tıbbiye Mektebine girdi (1855). Resim yeteneği nedeniyle bu okulda resim öğretmenliği yardımcılığına getirildi. Daha sonra okuldan ayrılarak Harbiye’ye geçti. Abdülaziz’in ilgisini çekince, resim öğrenimi için Paris’e gönderildi (1864). Önce Mektebi Osmani’ye devam etti. Paris Güzel Sanatlar Akademisi’ne geçti ve G. Boulanger, J. L. Gerome gibi öğretmenlerden dersler aldı. Paris Uluslararası Fuar sergisinde resimleri sergilendi (1867). Resimleri Salon’a kabul edildi (1869, 1870) Abdülaziz, Avrupa gezisi sırasında sergideki resimleri gördü ve Ahmet Ali’yi resim seçip almakla görevlendirdi. 1870’te akademiyi bitiren Ahmet Ali, “Prix de Rome”u kazanarak, üç ay süreyle Roma’ya gönderildi. Yurda dönünce kolağası rütbesiyle Sultanahmet’teki Sanat Mektebi’ne resim öğretmeni olarak atandı (1871). Uzun hazırlık ve çalışmalardan sonra, Sultanahmet’teki Mekteb-i Sanayi’de Türk ve yabancı ressamların eserlerinden oluşan bir resim sergisi açmayı başardı (27-Nisan-1873). Bu sergi, Türkiye’de açılan ilk resim sergisiydi. İkinci sergiyi 1 Temmuz 1875’te Çemberlitaş’taki Darülfünun binası salonunda açtı(halen Basın Müzesi olarak kullanılıyor). Bu sergide kendi resimleri, başka Türk ressamların eserleri, çoğunlukla Hıristiyan ve yabancı ressamların eserleri yer aldı. Ahmet Ali, Abdülaziz’in takdirini kazanarak, padişah yaverliğine atandı. Bu görevi sırasında manzara resimlerinden uzaklaştı ve Mercandaki konağındaki atölyesinde natürmort çalışmaları yaptı. 1884’te mirliva (tuğgeneral), 1890’da da ferik (tümgeneral) rütbesine yükseldi.

İstanbul’un Üsküdar semtinde doğdu. Asıl adı Ahmet Ali’dir. 1855 yılında Tıbbiye Mektebi’ne girdi. Tıp öğrenimini tamamlamadan Harbiye Mektebi’ne geçti. Harbiye Mektebi’nde aldığı anatomi  ve perspektif dersleri ile resim yeteneğini geliştirdi. Resme olan ilgisi ortaya çıkınca Sultan Abdülaziz tarafından Paris ‘e gönderildi. Burada yedi yıl Gerome  ve Boulanger atölyelerinde çalıştı.

Paris’te bulunduğu yıllarda, tabiatta, açık havada yapılan resmi savunan Barbizo  ressamlardan etkilendi. 1870′de Roma’ya gitti. 1871 yılında İstanbul’a döndü. Bir yandan askerî kariyerini sürdürürken, diğer yandan resim yaptı. 27 Nisan 1873′te Sultanahmet’te açtığı sergi, Türk resim sanatında bir sanatçının kendi adına açtığı ilk resim sergisi olarak literatüre geçti.

Natürmort çalışmaları ile ünlüdür. Resimlerinin önemli bir bölümü İstanbul ve Ankara Resim Heykel Müzeleri ile, Sakıp Sabancı Müzesi ve bazı özel koleksiyonlarda bulunmaktadır.

kaynak alıntı