Tag-Archive for » ressam malzemeleri «
Yağlar
Yağlı boyada kullanılan renkler, toz boyaların bezir veya haşhaş yağı ile ezilerek macun haline getirilmiş ve kurumaları için kalay tüp içine konulmuşlardır. Fakat bununla beraber tüp içindeki boyalar da zamanla sertleşir. Böyle kurumuş ve sertleşmiş yağ ve terebantin ile tekrar ezilerek macun haline getirilebilirse de bunların kullanılmaması daha doğru olur.
Toz boyaları ezme için kullanılacak bezir ve haşhaş yağının çok temiz, saf ve havanın oksijeni etkisiyle bozulmamış olması gerekir. Yağları kullanmadan önce turnusol kağıdı ile kontrol etmek yerinde olur. Toz boyalar ezilirken fazla yağ kullanmamalı. Boyaların katılığı orta derecede olmalıdır. Çok cıvık olarak tablo üzerine sürülen renkler sonradan kararır ve tablonun renk ahengini değiştirirler. Bunun için ressamlar, boyaları kullanmadan önce onları bir sünger kağıdı üzerine koyarak fazla yağları yok ettikten sonra kullanırlar
Boyacılar, boyaların tüp içinde çabuk kurumamalarını sağlamak amacıyla toz boyalara çok yağ karıştırırlar. Bu hileleri belli olmasın diye de bu katışığa balmumu katarlar. Çünkü balmumu boyalara katılık verir. Bu suretle elde edilen boyalar da yağ ve bal mumu fazla bulunduğundan boyayıcı madde de azdır. Fakat boyacılar böyle bir katışığa biraz (anilin) boyası katarak, istenilen rengi elde ederek, sahtekarlıklarını gizlerler. Böyle tür boyalar kullanmaktan çekinmek gerekir. Çünkü tuval üzerine sürülen bu tür boyaların yağları zamanla tuval tarafından emilir ve üstte boya hissini veren renkli bir mum tabaksı kalır. Bu cins boyalarla yapılmış tabloların üzerinde sonra çalışıldığı zaman yeni sürülen renklerin alttaki bal mumu tabakasıyla kaynaşmadığı görülür. Bu ise üste sürülen renklerin sonradana çatlamasına neden olur. Daima az yağ ile ezilmiş boyalar kullanılmalıdır. Eğer resim yaparken boya katı geliyorsa fırça yardımıyla Gode’de bulunan haşhaş yağından katarak yumuşatmak kesinlikle çok yağlı boyaları kullanmaktan daha yararlıdır.
Esanslar
Eşyaların saydam ve buğulu görünüşlerini belirtmek, glase yapmak, çabucak taslak işlemek özelliğinde boyaları sulandırmak için, esanslar kullanılır. Resimde en çok kullanılan esans <Esans Terebantin>dir.
Esanslar hava ile temas edince reçineleşerek sararırılar. Esansların bileşiminde bulunan reçineler çabuk kurumadıklarından bütün tozların resim üzerinde toplanmasına ve dolayısıyla renklerin kararmasına neden olur. Bu sakıncalarından dolayı bunların yerine resimde petroller kullanılır.
Petroller
Resimde kullanılan petrollerin en ünlüsü “esans dö petrol”dür. Isıtılan petrolün buharını soğutmak suretiyle elde edilir. Esans dö petrol hava etkisinde kalınca hemen uçar ve hiçbir tortu bırakmaz. Bu deney beyaz bir kağıt üzerinde yapılırsa, gerçekten hiçbir tortu bırakmadığı görülür. Esans dö petrollerin bu uçuş özellikleri yapılışlarına göre değişir. Beş dakika, bir saat ve hatta birkaç gün içinde kuruyanları bile vardır.
Esans dö petrolün çabuk uçma özelliği, tortu bırakmaması kurumuş boya ve yağlara daha ok sızabilmesi, terebantine üstün tutulur. Gerçekten eski, kurumuş bir boya üzerine bir damla esans dö petrol damlatılsa tablonun ta arka tarafına kadar geçer. Öyle ki bununla karıştırılan boyalar, eski boya katlarının sonlarına kadar etki bırakır. Bu nedenle kurumuş tablolar üzerinde düzeltmeler yapılacağı vakit, tablonun yüzüne esans dö petrol sürülmelidir. Bu sayede yeni sürülecek boyalara sızar. Bu suretle eski boyalarla bağlantı sağlayan yeni boyalar kurudukları zaman çatlayıp dökülmezler.
Esans dö petrol, balmumunu da etkileyip onu erittiğinden ve balmumu taşıyan boyalarla önce çalışılmış bir tabloda yeniden çalışmak için kolaylık gösterdiğinden esans dö terebentinden daima üstün tutulur. Bununla beraber esans dö petrol bulunmadığı zamanlar taze terebantin kullanmakta sakınca yoktur.
Sigatifler
Boyaların bileşimine giren yağları kurutmak için kullanılır ki; bileşimleri manganez ve kurşun oksitin katışığından oluşmuştur. Boyaların içindeki yağların bir bölümü havanın oksijen ile sürünüme gelince çabuk kurur, diğer bir bölümü ise hemen kurumaz. Bunun için öncelikle çabuk kurumayan boyaların içine sigatif katılır.
Sigatiflerin sıvı ve katı olmak üzere iki türü vardır. Boyalara katı durumdaki sigatiflerin karıştırılması daha doğrudur. Çünkü bir boyayı kurutmak için gereken sigatifin miktarı kolay belli edilir. Eğer sigatif mavi olarak kullanılması arzu ediliyorsa esans dö petrol ile ezilmelidir.
Godeye konulan sigatife, esanslara batırıldığı gibi fırçayı her an batırmak doğru değildir. Sigatif ancak geç kuruyan boyalar için kullanılır.
Vernikler
Yağlıboyada kullanılan verniklerin temel maddesi reçinedir. Reçineler genellikle hidrojen, karbonit ve oksijeni kapsarlarsa da bu üç maddenin oranına göre o reçinenin cinsi de değişir. Reçineler içinde eridikleri sıvılara göre bölümlere ayrılırlar.
a) ispirtoda tamamıyla eriyen reçineler
b) sakız gibi soğuk ispirto ve esanslarda eriyen reçineler
c) ancak sıcaklığın etkisiyle eriyen reçineler.
İşte yağlı boyada kullanılan vernikler böyle değişik tür reçinelerin esanslar içinde eritilmesiyle elde edilir. Reçineyi yağda pişirerek yağlı vernikler ve bunlara balmumu katılarak retuş verniği yapılır.
Mesleğinin zirvesinde, altın fırçasını uzun süre kullanan Halil Paşa, hakkında en çok yayın yapılan bir ressamımızdır. Halil Paşa’yı, gözlerinin feri zayıflamış, elleri titremeye başlamış, yaşlılığı döneminde tanıdım. Ama hafızası dipdiriydi.
Elimde Mısır’da Ehramların önünde develere binmiş Türk meşhurlarından oluşan birkaç fotoğraf vardı. Bunlarda Prens Abbas Halim Paşa ile, Şair Mehmet Akif ve Ressam Halil Paşa belirgin olarak görülmekteydi. Gruptaki develere binmiş diğer kişilerin kimler olduğunu Halil Paşa’dan öğrenmek istedim. Ressamımızı yakından tanıyan dostlarından –İnas Sanayi-i Nefise’nin ilk öğrencilerinden olan- Ressam Mualla Hanım ile eşi, bir bayram günü, onun Boğaziçi’ndeki yalısına götürdüler. Halil Paşa gözlüğünü değiştirerek, fotoğraftaki arkadaşlarını hüzünlü bakışlarla tanıttı. Arkasından Mısırda geçen yaşantısını anlattı. Büyük bir vefa adamı olan Prens Abbas Halim Paşa’nın konuğu olarak izlenimlerini, sonsuz bir özlem ve duygusallık içerisinde ifade etti. Halil Paşa’nın zevkli huzurunda tekrar bulunabilmek arzusu ile, gelecek bayramları sabırsızlıkla bekler olduk. Üstatla iki defa buluşmak saadetine kavuşmuştum.
Kaynak Alıntı
Sami Yetik (d. 1878 İstanbul ö. 1945 Türk ressam,
İlköğrenimini Şehzadebaşı Taş Mektep’te tamaladı. Çiçek Pazarı Rüştiyesi’nden sonra, Mülkiye İdadi’sinden, Kuleli Askeri İdadi’si (Kuleli Askeri Lisesi)’ne geçti. Resme olan ilgisi Kuleli Askeri İdadi’sine gelene kadar beğeni düzeyinde iken; Kuleli Askeri Lisesi’nde, arkadaşı Mehmet Ali Laga’nın tutku derecesinde resimler yapması üzerine o da resim yapma yönünde motive oldu. O dönemde okulda hoca olan Osman Nuri Paşa’nın teşviki ise motivasyonunu arttırdı. Kuleli’den sonra 1896 yılında girdiği Harbiye Mektebi’nde Hoca Ali Rıza’nın öğrencisi oldu. 1898’deki Harbiye mezuniyetinden sonraki dönemde Hoca Ali Rıza’nın yakın ilgisini gördü.
Girdiği sınav sonunda resim öğretmeni olarak atandığı Eyüp Baytar Askeri Rüştiyesi’ndeki görevinden sonra 1900 yılında resim öğrenimi görmek üzere Sanayi-i Nefise Mektebi’ne girdi. 1906 yılında mezun oldu. Harbiye ve Kuleli’de bir dönem resim öğretmenliği yaptı. Koca Mustafa Paşa Askeri Rüştiye’sinde resim öğretmenliği yaparken; Harbiye Nazırı Mahmud Şevket Paşanın izni ile Paris’e gitti.
İlk resim öğretmeni Hoca Ali Rıza olan sanatçının ilk Figür hocası ise İtalyan sanatçı Valeri’dir. Paris’te doğa gözlemine dayanan Empresyonizm’i devam ettiren Sami Yetik, 1908-1912 yıllarında Sanayi-i Nefise Mektebi’nden mezun olup; Avrupa’ya gönderilen İbrahim Çallı, Feyhaman Duran, Hikmet Onat, Nazmi Ziya Güran, Namık İsmail ve Hüseyin Avni Lifij gibi yurda dönüşlerinde Türk Resmi’nde ekol (Empresyonizm) yaratacak sanatçılar da vardı.
Avrupa’da 19. yüzyıl ortalarında ((1860-1870) beğeni bulan Empresyonizm akımının Türkiye temsilcisi her ne kadar Hüseyin Zekai Paşa ise de, Türkiye’de bu akım 1914 yılından sonra yayıldı. Paris’teki Akedemi Julian ve Ecole Pijieve’ye devam ederken Juan Paul Lauren’in atölyesinde de çalışan Sami Yetik, klasik ekolun etkisinden kurtularak Empresyonizmin heyecanına girdi.
Sami Yetik, Atatürk Anafartalarda TÜYB
Yurda döndükten sonra Kuleli Askeri İdadisi’ne resim öğretmeni olarak atandı. Askeri okullarda resim öğretmenliği sırasında öğrencileri ile çok iyi ilişkiler kurarak başarılı ressamların yetişmesine neden oldu. O sadece bir ressam değil aynı zamanda Osmanlı Ordusunun bir subayı olmasınedeniyle, Balkan Savaşı’nda Edirne cephesinde görevlendirildi. Bu görevi sırasında İdadi yıllarından arkadaşı Mehmet Ali Laga’da onunla beraberdi.
Edirne’nin düşmesi sonucu sanatçı Bulgarlar’a esir düştü. Sofya’da esaret altında kaldı. Balkan savaşı sırasında Edirne’de yaşayan asker ressam Hasan Rıza ile son gecede birlikte oldu. Bulgarlar tarafından haince öldürülerek şehit edilen Hasan Rıza’nın dağılarak yağlamalanan atölyesine sahip çıktı ve şehit ressama ait resimlerin bir kısmının Viyana müzelerinde yer almasına sebep oldu. Esareti sırasında Bulgar ressamlar ile ilişkiler kurdu. Esaretten kurtulduktan sonra I. Dünya Savaşı yıllarında Boğazlar Müstahkem Mevkiinde görev aldı. Katıldığı bu savaşlar sırasında bir yandan ateş hattında görev alırken, diğer yandan fırsat buldukça resim yapmaya, etüd ve eskiz çizmeye etti. Bu yıllarda meydana getirdiği etüdler, çalışmalarına kaynak teşkil ettiğinden daha sonra yaptığı büyük kompozisyonlarının temelini oluşturdu..
Türk Resim Sanatında 1914 yılından itibaren büyük bir uyanış başladı. Bu sanat hareketinde 1914 kuşağı ya da Çallı Kuşağı olarak Sanat Tarihimize geçen sanatçı grubunun başını kendisi ve Ali Sami Boyar, Hikmet Onat, İbrahim Çallı, Ali Cemal, Namık İsmail, Nazmi Ziya Güran, Feyhaman Duran, Hüseyin Avni Lifij gibi arkadaşları çekti. Şişli’de kurdukları bir atölyede daha çok büyük boy savaş resimleri yaparak Viyana ve Berlin’de Osmanlı Muharebe Resimleri sergisi planlandı. Kısa sürede hazırlanan eserler Viyana’ya götürüldü. 1918 yılında Viyana Üniversitesi salonlarında sergi açıldı. Türk ve yabancı protokolün açılışa katıldığı sergi Türkiye sanat çevrelerinde duyuruldu. Dönemin gazete ve magazin dergilerinde yer aldı.
Sami Yetik’in Eşi 15 dakikada çizildiği ile ilgili anı ([[1]]) TÜYB
Sami Yetik askeri konularda olduğu kadar peyzaj, natürmort ve portrelerinde de başarılı oldu. 1933 yılına kadar resim öğretmenliğinin yanı sıra, Türk ordusuna subay olarak hizmet vererek emekli oldu.
Ressamlarımız adlı iki ciltlik kitabı 1940 yılında yayımlandı. 1945 yılında kurulan Asker Ressamlar cemiyeti’nin de ilk üyesi olan sanatçı aynı yıl, ardında çok sayıda başyapıt denebilecek eser bırakarak yaşama veda etti.
Kaynak : Wikipedia



