»

Resim sanatı diğer sanat dalları gibi insanların ilgisini çeken sanat dallarındandır.

Ressamlar resimlerine etkilendikleri yaşadıkları tecrübe edindikleri her temayı

insanlarla paylaşabilirler. Kimi zaman bunu üstü kapalı yöntemlerle resimlerine

yansıtırken bazende açık bir şekilde dile getirirler.

Biz webressam olarak resim anlayışına farklı bir boyut getiriyoruz. Sanatı insanların

birbirlerini mutlu etme aracı olarak kullanıyoruz. Sizde sevdiklerinizi mutlu etmek

isterseniz onların bir fotoğrafını bize gönderebilirsiniz. Ressamlar eserleriyle insanları

mutlu etmeyi tarih boyunca kendilerine bir amaç edinmişlerdir. Bizde kendi anlayışımız

çerçevesinde bu anlayışa ortak olmak ve siz değerli ziyaretçilerimize sanat adına bir

şeyler sunmak istedik. Ve bu hedef doğrultusunda fiyatlarımızıda makul seviyelerde

tutarak sitemizi açtık. Detaylı bilgiler sitemizin anasayfasında ve en çok sorulan sorular

sss bölümümüzde. Siparişlerinizi bekliyor ilginize teşekkür ediyoruz.

Resim, Yüzey üzerine renklerle, zihinsel eylemin ifadesi estetik bir görünüm oluşturmaktır.

Bugüne kadar bulunmuş ilk resimler, mağara duvarlarına çizilmiş hayvan resimleri, av sahneleri ve gene mağara duvarlarına basılmış el izleridir. Bunlar, insanoğlunun soyut düşünme yeteneğini bu dönemlerde bile geliştirmiş olduğunu ispatladıkları için ayrıca değer taşırlar.Teknoloji geliştikçe resim yapmakta kullanılan malzemeler de gelişmiş, bitki yağlarıyla elde edilen ve öylece kullanılan pigmentlerin yerini sentetik pigmentlerle yapılmış, sağlığa daha az zararlı, daha kalıcı, kullanımı daha kolay boyalar almıştır. Tarih boyunca duvarlara, taşa, tahtaya, deriye, metallere, kumaşlara, kanvasa, kağıda (ve çeşitlerine), cama, sentetik malzemelere Resim yapılmıştır.

İçerik açısından bilinen ilk resim örneklerinin kötü ruhları uzak tutmak, bereket getirmek gibi dini inançlarla yapılmış oldukları tahmin edilir. Mısır, Çin ve Hindistan’da M.Ö. yapılmış resimler, gündelik hayatı betimlerler, hikâyeler anlatırlar ve kılavuz nitelikleri taşırlar.
Mona Lisa, Leonardo Da Vinci
İstanbul’da adsız bir ressam

Batı resmi, milattan sonra dinî konuları sembolik bir şekilde resmetmeye odaklanmıştır ancak figürler hareketsiz, kompozisyonlar ise kuralcıdır. Rönesanstan sonra dini konuların dışına çıkılmaya başlanmış, ressamlar eserlerine vermek istedikleri anlamlara göre nüanslar katmaya başlamışlardır. Rönesans ile canlanan ve doğayı inceleyerek, detaylı şekilde, olduğu gibi resmetme arzusu perspektif tekniğinin geliştirilmesine yol açmıştır. Leonardo da Vinci’nin anatomi analizleri eşsizdir.

İslam dini, Allah yaratılarını taklit etmeyi insanoğluna yasakladığı için İslami resimler 18. Yüzyılın ortalarına kadar, daha çok soyut desenler ve yazının şekillendirilmesi Hat sanatı, Ebru ve minyatür ile sınırlı kalmıştır.

1860-1869 döneminde, Paris’te Gérôme’un öğrencisi olan Osman Hamdi Bey, ülkesine döndükten sonra gerçekleştirdiği yapıtlar ve Sanayii Nefise Mektebi’ni kurmasıyla birlikte, resim sanatı Doğu toplumlarında yaygınlaşmaya başlamıştır. Günümüzde, dünya resim tarihinin önemli bir parçası olarak kabul edilen pek çok Türk ressam bulunmaktadır.

1880′lerde, kimine göre Tonalizm, kimine göre Sembolizm akımlarıyla başlayan modern resim, konusunu avam insanda, onun gündelik yaşamında, psikolojisinde bulur. Kompozisyon, ışık, renk, çizgi, perspektif konularında konmus kurallari yıkma, özgürleşme arzusu öne çıkar.

1945′lerde ortaya çıkan Soyut Ekspresyonizm akımı ile resim sanatı, tamamen insanın iç dünyasına inerek somut dünyadan, kurallardan ve kalıplardan uzaklaşır; mutlak gerçeği arar, böyle bir şey olmadığına karar verir ve Fluxus akımından sonra kendini kavramsal sanata bırakır. Artık resim, sadece bir soru haline gelmiştir ve hemen hemen daima daha büyük bir bütünün ufak bir parçasını oluşturmaktadır (bkz. Enstalasyon).Resim sanatı bilinen en eski ve köklü sanatıdır bu sebeple diğer sanatların odak noktasında bulunmaktadır.Diğer sanatlar fikir üslüp vb. açılardan genellikle resim sanatına benzerlik gösterirler sebebi gelişiminin ileri seviyede ve erken dönemde gelişmesidir günümüzde ilgi olarak azalsa da resim sanatı gücünü kaybetmemiştir.

Bugün, resmin (ve sanatın) öldüğü iddialarına rağmen günümüz yaşam şekline uygun bir “çok kültürlülük” egemenlik sürmektedir.

Kaynak : Wikipedia

Image Hosted by ImageShack.us

Ressam Frida Kahlo

Meksikalı ünlü ressam 6 Temmuz 1907 de dünyaya gelmiştir. Gerek resimleri

gerek sansasyonel yaşamı gerekse politikaya olan ilgisiyle tanınır.

Lakabı Tahta bacak Frida’dır. 6 yaşındayken geçirdiği çocuk felcinde bir

bacağını kaybetmiştir. Sadece bununlada kalmamış 1925 yılında bir çok

insanın ölümüyle sonuçlanan trafik kazasında felç olan bacağı kesilmiştir.

32 Kez ameliyat olmak zorunda kalmış acıları ölümüne kadar dinmemiştir.

O tarihten sonra hayatının yatakta geçirmeye başladığı dönemlerde  Kahlo

ailesininde teşvikiyle resim yapmaya başlamıştır. Yatağında Otoportreler

çizmiştir. 1929 yılında politakaya ilgisinin bir göstergesi olarak kominist

partiye üye olmuştur. Aynı yıl Meksikalı Michalangelo olarak bilinin ressam

Diego Rivera ile evlenmiştir. Çocukluğunda yaşadığı sağlık problemleri

Frida’nın bütün yaşamı boyunca acılarında beraberinde gelmesine sebep

olmuş sürekli sağlık sorunlarıyla boğuşmuştur. Acılarının en büyük ilacı

resim çizmek olmuştur. 70 Yakın Resim Çalışması bulunan sanatçının

resimlerinin çok büyük bir kısmı Oto Portrelerden oluşur. Çok usta bir

ressamdır. Bu ustalığı Pablo Picasso gibi bir dahiye bile biz onun gibi insan

yüzleri çizmeyi bilmiyoruz dedirtmiştir. Kendisini o dönemin aydın ve önde

gelen eleştirmenleri sürrealist ressam olarak tanımlasalarda o bunu kabul

etmemiştir. Sanatçı 1954 yılında yine bir ağır sağlık probleminde hayata

veda etmiştir.Sanatçının 70 e yakın eserinden 50 tanesi Kahlo fanatiği

olarak bilinen ünlü şarkıcı Madonna’nın koleksiyonunda bulunmaktadır.

1853 yılında Hollanda'da doğmuştur. Resimle tanışmasına
Çalıştığı resim galerisi vesile olmuştur. Ama ilk başlarda
resme büyük tutkusunu bir kenara bırakıp dine yönelmiş
hatta rahip olmak istemiştir. O dönemdeki çektiği sefalet
ve sıkıntılar onu daha sonra dinden uzaklaştırmış inancını
yitirmesine yol açmıştır.
Bu acıları biriktirip resme dökmüş, resimlerinde acıyı ön
plana çıkarmıştır. Yanlızlığınında mutsuzluğunda önemli
payı olduğu daha sonra onun hayatıyla ilgili araştırma
yapan insanlar tarafından ileri sürülmüştür. Hayatı
boyunca içini kemiren bir şeyler varmış gibi yaşamış
öylede hayatına son vermiştir. Hep trajedi, hep acı,
hep melankoli onun genel hayat felsefesidir.
Bir süre Belçika ve Hollanda gibi ülkelerde desenler
taslaklar üzerinde resim sanatı ile ilgili çalışmalar
yapmıştır.Bu dönemde tanıştığı Pissarro ondaki
tema anlayışını ve yaşam felsefesini geçici bir sürede
olsa sıkıntıdan melankoliden uzak tutmayı başarmış o
dönemde başarılı çalışmalara imza atmıştır.
Ama yinede dönüp dolaşıp kasvet sıkıntı acı hüzün
keder hiç yakasını bırakmamış ve 1889 da kulağını
kesme noktasına kadar gelmiştir. Akıl hastanesindeki
günleride resim sanatına büyük katkılar yapmasına sebep
olmuş fakat bunuda hayatıyla ödemiştir. 1890 yılında
kendini vurarak hayatına son veren sanatçı ardında
empresyonizm akımının başını çekmiş ve bu dalda 
çok büyük eserler bırakmıştır.

Üç Renkte Portre

Bir portrenin sadece beyaz kağıt üzerine ve sadece kurşunkalem ya da

füzenle çizilmesi gerekir diye bir zorunluluk yoktur.

Yaklaşık 1480 yılında Leonardo da Vinci krem renkli kağıt üzerine

sert tebeşirle resim yapmanın ve açık renkli, ışıklı noktalarda beyaz

sert tebeşir kullanmanın üstünlüklerini keşfetti. Beyaz ve kırmızı sert

tebeşir pastellere çok benzerler ancak çok daha serttirler. Günümüzde

kullanılan kuru pastel kalemlerle bunlar arasında hemen hemen fark

yoktur. Kırmızı sert tebeşire rengi demir-oksit tarafından verilir. Eski

mısırlılar bu renk sert tebeşiri mezarlarını boyamak için kullanmışlardı.

Leonardo da vinci bu sert tebeşirle öylesine mükemmel sonuçlara

ulaştı ki, onun bu seçimini Michelangelo, Rafaello, Correggio ve Pontormo

gibi büyük sanatçılar da izlediler ve kırmızı sert tebeşir figür ve portre

çiziminde iyice benimsendi.

Zamanla bu sanatçılar ve diğerleri kırmızı sert tebeşirle birlikte siyah füzen

de kullanmaya başladılar. Daha sonra da onsekizinci yüzyıl da Rokoko

döneminin ortasında Fransız sanatçılardan Wat-teau, Fragonard ve Boucher

üç renkli çizim adını verdikleri bir çizim yöntemi geliştirdiler. Bu yöntemde

hafif renkli kağıt üzerine siyah füzen ile kırmızı ve beyaz sert tebeşir

kullanılıyordu. Bu yöntem figür ve portre çizimi için ideal bir yöntemdir.

Çünkü sanatçı bu basit malzemeleri kullanarak çeşitli gölge ve ışık renkleriyle

birlikte ten, saç ve kaşların tüm renk ve tonlarını elde eder.

Günümüzde resmin arka planına yada modelin giysilerine koyu sepya, deniz

mavisi ya da koyu yeşil renkleri karıştırmak için bu yöntemle birlikte kuru

pasteller de kullanılmaktadır.

Kaynak : Baş ve Portre Çizme Sanatı Jose M. Parramon

Ünlü Türk Ressamlar Alfabetik olarak

A
Abdullah Meriçadalı
Abidin Dino
Acar Başkut
Adnan Turani
Adnan Yalım
Ahmet Atan
Ahmet Güneştekin
Ahmet Saral
Ahmet Ziya Akbulut
Ahmet Özol
Ali Avni Çelebi
Ali Arif Ersen
Aliye Berger
Arif Dino
Asaf Zeki Yüksel
Aslı Özer
Avni Arbaş
Ayhan Türker
Ayten Timuroğlu
Ayşegül Yeşilnil

B
Balkan Naci İslimyeli
Bedri Baykam
Bedri Rahmi Eyüboğlu
Birsen Özbilge
Burhan Uygur

C
Canan Güldal
Cansen Ercan
Celal Esad Arseven
Cem Yalın
Cemal Akyıldız
Cemal Güvenç
Cemal Tollu
Cemal Varol
Cevat Dereli
Cihat Burak
Cuma Ocaklı

D
Devrim Erbil

E
Rahşan Ecevit
Elif Naci
Embiya Çavuş
Emel Korutürk
Engin Varol
Ercan Kazmaz
Erdoğan Zümrütoğlu
Eren Eyüboğlu
Ergin İnan
Erol Akyavaş
Ertuğrul Oğuz Fırat
Esti Saul
Eşref Armağan
Eşref Üren

F
Fahir Aksoy
Fahrelnisa Zeid
Ferik İbrahim Paşa
Ferruh Başağa
Fethi Karakaş
Fevzi Karakoç
Feyhaman Duran
Fikret Muallâ
Fikret Otyam
Fikret Öztürk

G
Gökhan Anlağan
Gülsün Karamustafa
Gülten İmamoğlu
Günay Sağun
Gürhan Yücel
Gürkan Coşkun
H
Habip Aydoğdu
Hakkı Torunoğlu
Hale Asaf
Halil Dikmen
Hamit Görele
Harun Antakyalı
Hasan Hulusi Mercan
Hasan Kavruk
Hasan Nazım Balaban
Hasip Pektaş
Hatice Ayseli Göksoy
Haydar Hatemi
Haşmet Akal
Hikmet Karagöz
Hoca Ali Rıza
Hüseyin Avni Lifij
Hüseyin Kılıçkan
Hüseyin Zekai Paşa
J
Jak İhmalyan
Jale Yasan
Jale Yılmabaşar
K
Kasım Koçak
Kayıhan Keskinok

M
Mahmut Cûda
Malik Aksel
Matrakçı Nasuh
Mehmed Baha
Mehmet Ali Laga
Mehmet Güler
Mehmet Güleryüz
Mehmet Güreli
Mehmet Kapçak
Mehmet Pesen
Mehmet Ruhi Arel
Melda Kamhi
Memet Güreli
Metin Eloğlu
Mihri Müşfik Hanım
Muhittin Sebati
Muhteber Demirtaş
Mustafa Ayaz
Mustafa Horasan
Müfide Kadri
Mümtaz Sağlam
Mümtaz Yener
Mürşide İçmeli
N
Namık İsmail
Nazan Azeri
Nazan Sönmez
Nazlı Ecevit
Nazmi Ziya Güran
Nebahat Erkekli
Necmettin Özlü
Nedim Günsür
Nermin Pura
Nevin Çokay
Nevzat Akoral
Nevzat Kasman
Neş’e Erdok
Neşet Günal
Nilgün İleri Köseoğlu
Nilgün İrmikçi
Numan Pura
Nuri Abaç
Nuri İyem
Nurullah Berk
Nusret Çolpan
O
Onay Akbaş
Orhan Peker
Orhan Taylan
Orhan Umut
Osman Asaf
Osman Hamdi Bey
Osman Nuri Paşa
P
Peyami Gürel
R
Rahmi Pehlivanlı
Ramiz Aydın
Refik Epikman
Ressam Halil Paşa
S
Sabahattin Tuncer
Sabri Berkel
Sami Baydar
Sami Yetik
Selim Turan
Serdar Gökhan
Süleyman Saim Tekcan
Süleyman Seyyid
Sırrı Özbay
T
Tevfik Dilişen
Tiraje Dikmen
Turan Erol
Turgut Atalay
Turgut Zaim
V
Vala Somalı
Y
Yalçın Gökçebağ
Yusuf Demirtaş
Z
Zekai Ormancı
Zeki Faik İzer
Zeki Kocamemi
Zerrin Tekindor
Zuhar Adaçoğlu
Ö
Ömer Adil
Ömer Lütfü Çetin
Ömer Uluç
Özdemir Altan
İ
İbrahim Balaban
İbrahim Çallı
İhsan Şurdum
İsmail Acar
İsmail Altınok
İsmail Avcı
İsmet Güney
İsmet Üstekin
Ş
Şefik Bursalı
Şeker Ahmet Paşa
Şenol Yorozlu
Şerafettin Bulca
Şeref Akdik
Şevket Dağ
Şükriye Dikmen