Tag-Archive for » leonardo da vinci «
Kitapta tarihi sırlar ve Da Vinci’nin
eserlerinde bu sırlarla ilgili ipuçları bıraktığına
değinilir. Ayrıca Da Vinci’nin gizli bir tarikata üye
olduğundan bahsedilmektedir. Tüm bunlar kitapta bulmacalar
ve kovalamacalarla ele alınmıştır. Hz. İsa’yla ilgili çarpıcı
yorumları barındırdığı için Dan Brown’un Hristiyan
karşıtı olduğu iddia ediliyor. Opus Dei hakkında yazdıkları
vatikanı tedirgin etmiş görünüyor.
Dan Brown’un, şimdi de sinemalarda ilgi gören Da Vinci Şifresi
bir cinayetle başlar. Cinayetin çözüm sürecinde ise Hz. İsa’nın
evlenmiş ve soyunun yürümüş olduğu düşüncesi savunularak
Hıristiyan dünyasını karıştıran tez ortaya atılır.
Kitabın sürprizlerinden biri de, Leonardo da Vinci’nin, S.
Maria delle Grazie Manastırı için yaptığı Son Akşam
Yemeği adlı freskte, İsa’nın yanında oturan kişinin
Havari Yuhanna değil; Magdalalı Meryem olabileceği ve Mecdeli
Meryem’in İsa’nın eşi olduğu iddiasıdır. İddiaya göre, Bizans
İmparatoru Konstantin, İznik’te toplanan Birinci Konsül sırasında,
pagan toplumları Hıristiyanlık’a çekebilmek ve çatışmayı
önleyebilmek için İsa’yı Roma stili tanrılaştıran anlayışın
desteklenmesini ve ‘bazı gerçeklerin’ perdelenmesini sağlamıştır.
İşte bu gerçeği ortaya koyacak belgeler, Sion Tarikatı tarafından
korunmaktadır. Ayrıca, Hıristiyanlık tarihinin en önemli
simgelerinden biri olan ‘Kutsal Kase’, aslında bir dişiyi,
Magdalalı Meryem’i simgelemektedir. Kitabın Hıristiyan dünyasını
karıştıran en tartışmalı özelliği ise, hikayenin kurgusu içinde
cinayetlerin, Papa 2. Jean Paul döneminde gücünü arttırdığı
bilinen Opus Dei tarikatının üyelerine işletilmesidir.
Herşey 20.000 yüzyıldan daha da önceki tarihlerde, paleolitik insanların
yaşadıkları mağaraların duvarlarına at, öküz, ceylan resimleri çizmeleriyle
başladı.
Sonra binlerce yıl geçti. Ve eski mısır’da el sanatlarıyla uğraşan ressam ve
çizerler bu ilk resim örneklerini papirus kağıtlarına ve mezar duvarlarına
yaptıkları çizimlerle ve resimlerle geliştirdiler. Ardından sıra Polygnotos,
phidias, apelles gibi eski Yunanlılara ve onların peşi sıra Romalılara geldi.
Romalılar Yunanlıları taklit ettiler. Buna karşın ortadoğudaki İslam ülke-
lerinde ve uzakdoğuda resim ve çizim sanatı dünyanın bu yörelerinin özel-
liklerini taşıyan özgün bir biçimde gelişti. Orta çağlarda batı dünyasında
sanat yüzyıllar süren bir duraklama dönemine girdi ve anılmaya değer
çok az şey üretildi. Rönesans döneminde ise, İsviçreli tarihçi Jacob
Burckhartdt ın söylediği gibi “insan hem kendini hem de dünyayı keşfetti”
Leonardo Da Vinci, Michelangelo, Raffaello, Tiziano, Correggio, Dürer,
Caracci gibi büyük ustalar insanın insanı tanımlamasında devrim yaptılar.
ÜNLÜ RESSAMLAR
PİETER AERTSEN,
İVAN KONSTATİNOVİCH AİVAZOVSKY,
ALBRECHT ALTDORFER,
BALTHASAR VAN DER AST,
ALESSANDRO Dİ MARİANO BOTTİCELLİ,
MARY CASSATT,
PAUL CEZANNE,
SALVADOR DALİ,
LEONARDO DA VİNCİ,
VELAZQUEZ DİEGO,
DELACROİX EGUENE,
PAUL GAUGİN,
VİNCENT VAN GOGH,
WASSİLY KANDİNSKY,
HENRİ MATİSSE,
MİCHELANGELO BUONARROTİ,
CLAUDE MONET,
GUSTAVE MOREAU,
BERTHE MORİSOT,
PABLO PİCASSO,
DANTE GABRİEL ROSSETTİ,
JOHN WİLLİAM WATERHOUSE,
Yukarıda isimlerini saydığımız ressamlar bulundukları döneme
damgasını vurmuş isimlerdir. Kimi dönemlerinde çok sevilmiş
ve ün kazanmış kimi ise sonradan değeri anlaşılmış sanatkarlardır.
“Mona Lisa” tablosunda betimlenmiş olan kişinin
kimliği kesinlikle belirlenememiş olmasına karşın;
sanat tarihçileri, modelin kimliği ile ilgili pekçok
fikir yürütmüş ve iddialarda bulunmuşlardır.
Leonardo hakkındaki ilk biyografiyiyazan Vasari,
dönemin önemli kişilerinden biri olan Francesco
del Giocondo’nun eşi Mona Lisa’nın tabloda
resmedilen kişi olduğunu düşünmüştür.
Bu kişinin kimliği ile ilgili sayısız iddiadan
sadece biridir. İşte bu nedenle “Mona Lisa”,
aynı zamanda “Jocondo” olarak da anılır.
•
Bell Laboratuvarları’ndan, Dr. Lillian
SchwartzMona Lisa’nın, Leonardo’nun kendi-
portresi olduğu fikrini ortaya atmıştır.
Bunu savı ortaya atarken dayandığı kanıtlar,
sayısal analizler yardımı ile elde edilen,
Leonardo’nun ve tablodaki modelin yüz özelliklerinin
aynı olduğununa dair sonuçlardır. Ayrıca bazı
iddialar da Mona Lisa’nın Leonardo Da Vinci’nin
yanında çalışan bir kişi olduğu yönündedir.
Doğruluğu kanıtlanmasa da bu yönde iddialar vardır
Üç Renkte Portre
Bir portrenin sadece beyaz kağıt üzerine ve sadece kurşunkalem ya da
füzenle çizilmesi gerekir diye bir zorunluluk yoktur.
Yaklaşık 1480 yılında Leonardo da Vinci krem renkli kağıt üzerine
sert tebeşirle resim yapmanın ve açık renkli, ışıklı noktalarda beyaz
sert tebeşir kullanmanın üstünlüklerini keşfetti. Beyaz ve kırmızı sert
tebeşir pastellere çok benzerler ancak çok daha serttirler. Günümüzde
kullanılan kuru pastel kalemlerle bunlar arasında hemen hemen fark
yoktur. Kırmızı sert tebeşire rengi demir-oksit tarafından verilir. Eski
mısırlılar bu renk sert tebeşiri mezarlarını boyamak için kullanmışlardı.
Leonardo da vinci bu sert tebeşirle öylesine mükemmel sonuçlara
ulaştı ki, onun bu seçimini Michelangelo, Rafaello, Correggio ve Pontormo
gibi büyük sanatçılar da izlediler ve kırmızı sert tebeşir figür ve portre
çiziminde iyice benimsendi.
Zamanla bu sanatçılar ve diğerleri kırmızı sert tebeşirle birlikte siyah füzen
de kullanmaya başladılar. Daha sonra da onsekizinci yüzyıl da Rokoko
döneminin ortasında Fransız sanatçılardan Wat-teau, Fragonard ve Boucher
üç renkli çizim adını verdikleri bir çizim yöntemi geliştirdiler. Bu yöntemde
hafif renkli kağıt üzerine siyah füzen ile kırmızı ve beyaz sert tebeşir
kullanılıyordu. Bu yöntem figür ve portre çizimi için ideal bir yöntemdir.
Çünkü sanatçı bu basit malzemeleri kullanarak çeşitli gölge ve ışık renkleriyle
birlikte ten, saç ve kaşların tüm renk ve tonlarını elde eder.
Günümüzde resmin arka planına yada modelin giysilerine koyu sepya, deniz
mavisi ya da koyu yeşil renkleri karıştırmak için bu yöntemle birlikte kuru
pasteller de kullanılmaktadır.
Kaynak : Baş ve Portre Çizme Sanatı Jose M. Parramon



