»

Pablo Picasso’ya ait 33 karakalem çalışmasının yer aldığı defter, Paris’teki Picasso Müzesi’nde özel olarak korunan cam bölümden çalındı.

Polis, 8 milyon euro değerinde olduğu tahmin edilen defterin, Pazartesi ve Salı sabahı arasındaki bir zamanda çalındığını bildirdi. Müze yetkilileri, defterin özel bir kilidi bulunun cam bölümde sergilendiğini ve hırsızların kilidi açmak için özel bir anahtar kullanmış olabileceğini söyledi.

Polis, müze çalışanın, ikinci katta bulunan cam bölümdeki defterin çalındığını Salı sabahı farkettiğini belirterek, defterin sergilendiği odada bir izleme sisteminin bulunmadığını kaydetti.

Kültür Bakanlığı ise, 16×24 santimetre ebadındaki kırmızı defterin 1917-1924 yıllarına ait olduğunu ve ön kapağında altın harflerle “Album” kelimesinin yazılı olduğunu bildirdi.

2007 yılı Ağustos ayında Fransız polisi, Picasso’nun torununun evinden çalınan toplam değeri 66 milyon dolar olan ünlü ressama ait iki yağlı boya ve bir karakalem eseri bulmuştu.

1994′te ise Zürih’teki bir galeride sergilenen ve 44 milyon dolar değerinde olan Picasso’ya ait yedi yağlı boya resim çalınmıştı. Resimler 2000 yılında bulunmuş, 1 İsviçreli, 2 İtalyan gözaltına alındıktan sonra hapis cezası almıştı.

Alıntıdır.

Ressam Kemal Şimşek    (Sponsor Link)
Ressam Kemal Şimşek’in biyografisi, resimleri, heykel çalışmaları ve sergi haberlerinin yeraldığı kişisel web sitesi.

Hakan Şimşek
Yağlıboya tablolar, karakalem desenler, kaplamalar ve dijital resimler bulunuyor.

Resim ve Baskı Örnekleri
Serigrafi baskı, metal gravür, baskı örnekleri, kara kalem çalışmaları ve sanatçı hakkında bilgiler.

Çizge Resim Sanat Galerisi
Amatör ressamların çalışmalarını ücretsiz sergilemeleri amacıyla kurulan galeri sitesinde aynı zamanda sergi haberleri, galeri adresleri, ve diğer sanat severlerle tanışma olanağı sunulmakta.

İpek Kocaaydın
Ressamın çalışmalarından örnekler, sergileri ve özgeçmişi.

Dilek Demirci
Ressam biyografisi, resimleri, sergileri ve çocuklarla yaptığı çalışmalar.

Hatice Kayalı Yılankırkan
Ressam Hatice Kayalı Yılankırkan’ın resim çalışmaları.

Doğan Yıldırım Erdem
Yağlıboya karakalem resimlerim ve heykellerimin oluşturduğu kişisel web sayfası.

Sevinç Sürer
Ressam Sevinç Sürer’in resimleri ve biyografisi.

Sunay Art Sanat Galerisi
Sunay Art kişisel sanat galerisi, web sitesi.

İnci Eviner
Türkiye’de genç kuşak çağdaş sanatçılarından İnci Eviner, desen, pentür ve yerleştirme alanlarında yapıtlar üretmektedir.

Kadıköy Sanat Galerisi
Kadıköy sanat galerisi web sitesi.

Ressam Metin Güçlü
Ressam Metin Güçlü’nün çalışmalarından örneklerin bulunduğu kişisel web sitesi.

Serpil Büber Resim Sergisi
Bu sitede, benim yağlı boya tablolarımı ve şiirlerimi bulabilirsiniz.

Genc Sanat Web Sitesi
Genç Sanat sanal müzesi. Hüseyin Aktaş, Aygün Aslan, Fortune Aseo, Esra Aslan, İnci Bacacı, Roş, Vivi Beskinazi, Ayla Birkan, Renan Ertosun, Korin Gabrieloğlu, Selma Girgin, Rosy Maçoro resim galerisi

Türkel Türegün
Ressam hakkında bilgi ile tabloları satın alınabilir.

Atanur Doğan
Asuman – Atanur Doğan’ın suluboya ve heykellerinden oluşan Anadolu motifleri ve diğer kültürlerin motiflerinden oluşan, ağırlıklı suluboya tekniğiyle yapılmış eserler.

Ressam Murat Sevinç
1985 yılından bu yana bir çok dergi ve gazetede ressamlık yapan ve hala bir çok yayınevinde ressamlık faaliyetlerini sürdüren Murat Sevinç’in web sitesi.

Galeri NEV
İstanbul ve Ankara’da şubeleri bulunan Türkiye’nin en eski ve köklü çağdaş sanat galerileri.

Can Vancı
Can Vancı’nın karakalem, illüstrasyon, maket çalışmaları ve kişisel bilgileri yeralıyor.

Rasim Güler
Ressam Rasim Güler’inin sergileri, yağlı boya resimleri, özgeçmişi ve şiirleri.

Lebriz.com
Sergiler, sanatçılar, müzayedeler, etkinlikler ile sanat tarihi gibi bölümler bulunuyor.

Cemal Varol Resim Sergisi
Cemal Varol’un desen, yağlıboya ve karışık teknik çalışmalarının bulunduğu kişisel resim sergisi.

Murathan Alınak
Gelenekselden farklı bir tarzda çizmiş olduğu hat eserleri ile bilgileri bulunmakta.

Alaattin Bender Resim Atölye ve Galerisi
Pirinç Han’daki atölyem de yarattığım Yağlı boya ve pastel resimlerim ile ünlü ressamlarımızın hayatına ve sanata dair güncellenen yazılarımı izleyebilirsiniz.

Selahattin Yıldırım
Sanatçının özgeçmişine ve çalışmalarına ulaşılabilir.

Fevzi Tüfekçi
Sitede, sanatçının gravür test ve denemeleri yer alıyor.

Harmony Sanat Galerisi
Resim, seramik, heykel sergileri ve sanat çalışmaları ile Kuzguncuk resim galerisi.

Sadık Varer’in Resimleri
Sadık Varer’in sanal resim sergisi, özgeçmişi ve iletişim bilgileri.

Sibel Tetik Günay Resimleri
Ressam Sibel Tetik Günay’ın resimleri, sergileri ve özgeçmişinin yeraldığı web sitesi.

Bakraç Sanat Galerisi
1999′dan bu güne, Refik Halid Karay’ın romanlarını kaleme aldığı huzur dolu mekanda bulunan resim galerisi.

Levissi Sanat Galerisi
Çetin Bilgin ve Elif Bilgin’in resim ve heykel çalışmaları.

Atelye E Sanat Grubu
Atölye E sanatçılarının Ankara galerilerinde sergilenen güncel eserleri.

Artgallery Kleopatra
Kleopatra sanat galerisi Ressam Sabiha Akmeşe tarafından 22.12.2000 yılında Ankara Oran Şehrinde açıldı.Galeri, sanatçıların eserlerine ev sahipliği yapmayı eserlerinin tanıtımını sanatçıları ve eserlerini sanat severlerle buluşturmayı amaçlamaktadır.

Salih Yön Sanatevi – Antalya
Güsad başkanı ressam Salih Yön tarafından Antalya’da açılan sanatevi.

Ressam Bilal Geniş
Yaklaşık 33 yıldır resim çiziyorum ve şiir yazıyorum. Bu güne kadar 65 kişisel sergi açtım, ayrıca yazmış olduğum şiirlerede yer verdim. Umarım beğenirsiniz ve eleştirilerinizi yazarsınız.

Pınar Yasav – PınArt
Ressam ve yazar Pınar YASAV’ın biyografisi, çalışmaları ve sergilerinden görüntülerin yeraldığı tanıtıcı web sitesi.

Galeri İnterNet
Plastik sanatlar sitesi.

Sanat ve Yaşam
Sanat ve yaşama dair herşey.

Kle Dergi
Çizgi grubunca hazırlanan karikatür, illüstrasyonlar ve ilgili bilgileri.

Nurettin Erdoğan Resim Galerisi
40 yıla yakın birikim ve emeğin ürünlerinin yer aldığı kişisel web sitesi.

Ressam Esat Acet Eserleri
Ressam Esat Acet’in biyografi ve eserlerinin yer aldığı resmi web sitesi.

Ressam Sönmez Türker
Ressam Sönmez Türker’in eserlerini paylaştığı resmi web sayfasında, sanatçının biyografisi, resimleri ve sergi haberlerini yer alıyor.

Sanatolye
Ressam Serap Kökten’in, başta yağlı boya olmak üzere karışık teknik ve kolaj teknik çalışmaların ve özgeçmişinin yeraldığı kişisel sitesi.

Sencer Öztüfekçi – Detaylar
Sencer Öztüfekçi’nin kişisel tasarım ve çalışmalarının yayınladığı internet sitesi.

Pcface.net Duvar Kağıdı Arşivi
Türkiye’nin en geniş içerikli duvar kağıtları kaynak sitesi. Araçlar, celebrities, 3dsanat, manzara, hayvanlar ve daha bir çok kategori ile sizlerin karşısındayız.

Hayrettin Şengün
Ressam Hayrettin Şengün ün yağlı boya resimleri, fotoğrafları ve biyografisinin yeraldığı kişisel web sitesidir.

Alıntıdır.

Kalem seçimi çok önemlidir. yeni başlayanlar için
hb veya 2b biçilmiş kaftandır.
Karakalem desenin en büyük düşmanlarından biri
silgidir aslında.
hb ve 2b desen tam anlamıyla oturana kadar.
fazla bastırmadan ama elinizi korkak alıştırmadan
araştırma çizgisi atmak eli alıştırmak gerekir.

Önemli olan formu doğru ve minimum hata ile
kağıda aktarmaktır ışık gölge, tonlama, tarama
bunlardan sonra gelir. hatalı karakalem bi desene
tonlama yapmak hataları daha da gözümüze gözümüze
sokacağından bi anlamı da yoktur. aslında teorik
olarak anlatmak kolay değildir bu mevzuyu en güzeli
kağıt üstünde bire bir göstermektir ama şu an öyle bi
şansımız olmadığı için elimizden geleni yapalım.
diyelim ki en basitinden kağıdımızda bir küp şekli
var tonlama yapmamız gereken. bunu tonlarken öncelikle
nerden ve nasıl ışık gölge aldığına bakılır. sonra da
dış kontürlere göre yavaş yavaş tonlamaya geçilir.
esas olan objenin formunu kaybetmeden sakin bi
şekilde tonlamaktır.tonlama yaparkende tercihe
göre 3b, 4b gibi daha ağır abi kalemler kullanmakta
fayda vardır.

RESSAM

TANIM

Doğanın, eşyanın veya insanın resimlerini kendi algıladığı şekli ile soyut veya somut bir yaklaşımla yansıtan kişidir.

GÖREVLER

-         Yapacağı resmin konusu ve niteliğine uygun araç ve gereçleri hazırlar,
-         Çizeceği objeye göre ışık yönünü ayarlar,
-         Palet veya değişik maddelerden hazırlanan yüzeyler üzerinde boyaları karıştırarak istediği rengi oluşturur,
-         Seçilen yüzey üzerine ezkiz (taslak resim) çalışmaları yapar,
-         Hazırlanan boyaları yüzey üzerine fırça ile sürer veya karakalemle çizer,
-         Eserlerini galeri ve sergilerde teşhir eder.

KULLANILAN  ALET VE MALZEMELER

-         Resim sehpası, palet, tuval,
-         Sentetik ve su bazlı boyalar, akrilik, guaş boya, çeşitli ebatta fırçalar,
-         Kağıt üzerine yapılan çalışmalarda karakalem, pastel, gazlı ve mürekkepli kalemler.

MESLEĞİN GEREKTİRDİĞİ ÖZELLİKLER

Ressam olmak isteyenlerin;
-         El becerisi gelişmiş,
-         İmgelem (Bir nesneyi, o nesne olmaksızın tasarlama gücü) gücü yüksek,
-         Şekiller arasındaki fark ve benzerlikleri görebilen,
-         Renkleri ayırdedebilen,
-         Yaratıcı, yeniliklere açık
kimseler olmaları gerekmektedir.
El ve gözlerdeki özürler mesleğin yürütülmesini engeller.

ÇALIŞMA ORTAMI VE KOŞULLARI

Ressamlar çalışmalarının büyük bölümünü atölyede gerçekleştirirler. Zaman zaman dışarıda da çalışabilirler. Çalışma ortamlarında kullandıkları boyaların kokusu vardır. Çalışmaları sırasında genellikle yalnızdır. Meslektaşları, müşterileri, resim galerileri yetkilileri ile iletişim içindedir.

ÇALIŞMA ALANLARI VE  İŞ BULMA OLANAKLARI

Resim dalında öğrenim yapmış kişiler, serbest sanatçı olarak çalışabilirler. Ülkemizde bugün geçmişe oranla sanat pazarı-resim piyasası oluşmuştur. Ayrıca bu kişiler Kültür Bakanlığı’nın ilgili birimlerinde veya kamu ve özel sektör kuruluşlarında sanat danışmanı olarak çalışabilirler, öğretmenlik sertifikası almış olanlar ortaöğretim veya yükseköğretim kurumlarında öğretmenlik yapabilirler.

MESLEK EĞİTİMİNİN VERİLDİĞİ YERLER
Mesleğin eğitimi çeşitli üniversitelere bağlı Güzel Sanatlar Fakültelerinin “Resim” bölümlerinde verilmektedir.

MESLEK EĞİTİMİNE GİRİŞ KOŞULLARI

Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından yapılan lise son sınıf öğrencileri ve mezunlarının katıldığı öğrenci seçme sınavından gerekli baraj puanı alması ve üniversitelerin ilgili bölümlerince yapılacak olan özel yetenek sınavında başarılı olunması gerekmektedir.

EĞİTİMİN SÜRESİ VE İÇERİĞİ

Eğitim süresi 4 yıldır.
Meslek eğitimi hem teorik hemde uygulamalı olarak yapılır. Teorik dersler; sanat tarihi, fotoğraf, teknik resim, Türk ve dünya resim tarihi, uygarlık tarihi, antik çağdan günümüze sanatın tüm estetik kurumlarının genel çizgileri ile tanıtılması ve kuramlar arası ilişkiler. Temel resim eğitimi, mesleki bilgisayar, temel grafik eğitimi, tipoğrafi özgün baskı resim, mitoloji, sanat sosyolojisi, resim (öz.bas.res.) ana sanat dalı, sanat eserlerini inceleme. Pratik dersler; Atölye dersleri, resim, fresko, özgün baskı, vitray, insan vücudunun anatomik ve optik görüntüsünün çizgi, leke yolu ile araştırılarak kavranması.

MESLEKTE İLERLEME

Dört yıllık lisans eğitiminden sonra kendi alanlarında master ve doktora eğitimi alarak kariyerlerini yükseltebilirler, yüksek öğretim kurumlarında öğretim üyesi olabilirler.

BURS, KREDİ VE ÜCRET DURUMU

Eğitim süresince öğrenciler Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar kurumu kredilerinden yararlanabilirler.
Ressamlar çalıştıkları işletmelerin yapısı ve kendi özelliklerine göre asgari ücretin 3-5 katı ücret alabildikleri gibi, özgün çalışmaları neticesinde yaptıkları tablolarına yüksek fiatlarla alıcı bulabilirler.

DAHA AYRINTILI BİLGİ İÇİN BAŞVURULABİLECEK YERLER

-         İlgili Eğitim Kurumları
-         Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü Ankara Meslek Danışma Merkezi,
-         Bünyesinde Meslek Danışma Merkezi bulunan Türkiye İş Kurumu İl Müdürlükleri.

İspanyol ressam Pablo Picasso yirminci yüzyılın en büyük sanatçılarındandır. Dehası ve yaratıcılığıyla  sanata yön veren Picasso’nun resmin yanı sıra çok sayıda heykeli , oymabaskı ve seramik yapıtları vardır. Ayrıca sahne tasarımları da yapmıştır.
Picasso 1881 yılında İspanya’nın Malaga kentinde doğdu. Babası da ressam ve resim öğretmeniydi. Resim öğrenimine 15 yaşında Barselona’daki güzel sanatlar okulunda başladı. Bir yıl sonra Madrid’deki San Fernando Kraliyet Güzel Sanatlar Okulu’na kabul edildi. Orada üstün yeteneği ile dikkat çekti.
1900’de ilk kez Paris’e gitti. Dönemin yenilikçi sanatçılarının yaşadığı Monmartre semtinde bir süre yoksulluk içinde yaşadı. Picasso , yaklaşık 1901-04 arasındaki ilk dönem yapıtlarında sıradan insanların  , sirk palyaçolarının , akrobatların resimlerini yaptı. Büyük kentlerdeki yaşam kadar , sirk yaşamı da ilgisini çekiyordu. Ne var ki , tablolarında bu yaşamın hüzünlü yanını yansıttı. Mavinin çeşitli tonlarının hüznü ve kederi yansıtmak için kullandı. Sanatçının bu dönemi “Mavi Dönem” olarak tanımlanır. 1904-06 arasında resimlerinde mavi yerine daha çok pembe ve gri kullanmaya başladı. Hüzün duygusunun biraz daha hafiflediği bu dönem ise “Pembe Dönem” olarak adlandırıldı.
1907-14 arasında Paris’te aynı apartmanı paylaşan Picasso ile Georges Braque , sanat tarihinde yepyeni bir çığır açan Kübizm Akımı’nı başlattılar. Picasso’nun Kübist sanat anlayışının ilk örneği Avignonlu Kızlar (1907) adlı tablosuydu. Bu dönemde yaptığı resimlerin en ünlüleri Pipo İçen Adam (1911) , kolaj tekniğiyle yaptığı Bambu Sandelyeli Natürmort (1912) ve bir karakalem çalışması olan Şişe , Bardak ve Keman’dır.
Alman işgali altındaki Paris’te resimlerinin sergilenmesi yasaklanan Picasso , İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Paris işgalden kurtulunca Salon d’Automne’da bir sergi açtı. Resmin yanı sıra heykel , seramik , taşbaskı ve asitli oymabaskı tekniğiyle yüzlerce yapıt verdi.
O dönemde daha çok mitolojik konularda ilgilendi ; yarı insan , yarı keçi, faunlar , flüt çalan Pan resimleri , ayrıca sahne dekorları , kitap resimleri yaptı.
Küçük bir tel ya da  tahta parçası gibi  , eline geçen en basit gereçten olağanüstü çarpıcılıkta bir yapıt yaratabilen bu büyük sanatçı , yaşamının son 10 yılında da enerjisinden ve yaratıcılığından hiçbir şey yitirmedi.
1971’de Louvre Müzesi , Picasso’nun sekiz yapıtını sergileyerek sanatçının doksanıncı doğum gününü kutladı. Picasso 92 yaşında , ardında binlerce yapıt bırakarak öldü. Sanatçının yapıtları bugün dünyanın çeşitli ülkelerinde başlıca müze ve galerilerde sergilenmektedir.

Vincent Willem van Gogh (30 Mart 1853 – 29 Temmuz 1890) , Hollandalı post-empresyonist ressam. Bazı resim ve eskizleri, dünyanın en tanınmış ve en pahalı eserleri arasında yer alır.

Van Gogh, gençliğini bir sanat simsarlığı firmasında çalışarak geçirmiş, kısa süren bir öğretmenlik deneyiminden sonra, Belçika’da fakir bir madenci kasabasında misyoner olmuştur. Resim kariyerine 1880′den sonra başlamıştır. Başlangıçta koyu ve kasvetli renklerle çalışan Van Gogh, Paris’te tanıştığı empresyonizm ve neo-empresyonizm akımlarının etkisiyle canlı renklere geçmiş, Güney Fransa’da geçirdiği süre zarfında da bugün yaygın olarak tanınan kendine özgü resim tarzını geliştirmiştir.

Van Gogh, ömrünün son on yılı boyunca yaklaşık 900 suluboya/yağlıboya resim ve 1100 karakalem çalışma üretmiş, en meşhur eserlerini ise ömrünün son iki yılında yapmıştır. 1888′de ressam Paul Gauguin ile arkadaşlığının bozulması üzerine sol kulağının bir kısmını kesmiş, giderek kötüleşen ruhsal hastalığı sonucunda kendini göğsünden vurarak intihar etmiştir.

Van Gogh, resim kariyeri boyunca kardeşi Theo’dan aldığı maddi destek sayesinde ayakta durabilmiştir. İki kardeşin arkadaşlığı, 1872′den itibaren birbirlerine yazdıkları mektuplarla belgelenmiştir.

20. yüzyıl sanatını ciddi şekilde etkilemiş olan Van Gogh, fovistlerin ilham kaynaklarından biridir ve ekspresyonizmin öncülerinden kabul edilir.

Yaşamı

Vincent van Gogh’un imzası -

İlk yıllar (1853 – 1869)

Vincent van Gogh, Hollanda’nın güneyindeki Noord-Braband bölgesinde bulunan Zundert kasabasında, Protestan rahibi Theodorus van Gogh ve Anna Cornelia van Gogh’un ilk çocuğu olarak dünyaya geldi. Van Gogh’un doğumundan bir yıl önce, annesi bir ölü doğum yapmıştı, ve bebek ölmeseydi Vincent ismi ona verilecekti. Bu olayın, genç Van Gogh’u derinden etkilediği ve Van Gogh’un sanatındaki kimi öğelerin bu olaydan kaynaklandığı ileri sürülmüştür. Van Gogh dört yaşındayken, kardeşi Theodorus (Theo) dünyaya geldi. Van Gogh’un, Theo dışında bir erkek (Cornelius) , üç de kız kardeşi (Elisabeth, Anna, Wil) vardır.

Van Gogh, 1864′te Zundert’e 30 km uzaklıktaki Zevenbergen yatılı okuluna yazıldı. 1866′da ise ortaokul için Tinburg’a geçti. 1868′de eğitimini yarıda bırakarak Zundert’e döndü. Sonradan kardeşi Theo’ya yazacağı bir mektupta, çocukluk yıllarını “kasvetli, soğuk ve kısır” olarak betimleyecekti.

Sanat simsarı ve vaiz (1869 – 1881) On dokuz yaşındaki van Gogh (1872) -

1869′da, henüz on beş yaşındayken, amcası Vincent (“Cent”) aracılığıyla Lahey’deki bir sanat simsarlığı firmasında iş buldu, Ocak 1873′te firmanın Brüksel ofisine geçti. Mayıs 1873′te ise firma Van Gogh’u İngiltere’ye yolladı. Londra’nın güneyindeki Brixton bölgesine yerleşen Van Gogh, işindeki başarısı sayesinde kısa sürede babasından çok para kazanmaya başladı. Ev sahibinin kızı Eugenie Loyer’den hoşlandı, fakat ona açıldığında, kız gizlice başka bir kiracıyla nişanlandığını söyleyerek Van Gogh’u reddetti. İngiltere’de kaldığı süre boyunca giderek içine kapanan ve dindarlaşan Van Gogh, 1875′te firmanın Paris ofisine yollandı. 1876′da ise artık sevmediği simsarlık işini bırakarak İngiltere’ye döndü, ve Londra’nın güneydoğusundaki Ramsgate kasabasında bir yatılı okulda gönüllü öğretmenlik yapmaya başladı. Okul Middlesex’e taşınınca bir süre Isleworth’de başka bir okulda öğretmenlik yapan Van Gogh, Aralık 1876′da Hollanda’ya geri döndü, ve altı ay boyunca Dordrecht’te bir kitapçı dükkanında çalıştıktan sonra, Mayıs 1877′de teoloji okumak amacıyla Amsterdam’a geçti. Temmuz 1878′de bundan da vazgeçerek ailesinin yanına döndü. Ocak 1879′da ise misyonerlik amacıyla Belçika’da fakir bir madenci bölgesi olan Borinage’a yerleşti. Buradaki madencilerin kötü yaşam koşullarından etkilenen Van Gogh, onlarla daha iyi iletişim kurabilmek için özellikle kötü koşullarda yaşadı, yemek ve kıyafetlerinin çoğunu işçilere verdi, yatak yerine saman üzerinde uyumaya başladı. Temmuz 1879′da, “rahiplik mesleği: nin saygınlığını zedelediği” için kilise tarafından işine son verildi, ama Van Gogh bir yıl daha bölgeden ayrılmadı. 1880 sonbaharında, kardeşi Theo’nun tavsiyesine uyarak resimde kariyer yapmaya karar verdi, ve sanat eğitimi almak için Brüksel’e gitti. Buradaki Güzel Sanatlar Okulu’na başvurduysa da sonradan fikrini değiştirerek Nisan 1881′de Etten’e, ailesinin yanına döndü.

Etten, Lahey ve Drenthe (1881 – 1883) Natürmort, Aralık 1881 -

Etten’de resim sanatı üzerine kitaplar okuyan ve sık sık resim yapan Van Gogh, bir taraftan da kendisinden yedi yaş büyük olan dul kuzeni Kee Vos-Stricker’den hoşlanmaya başladı. Kee’ye evlenme teklif etti, fakat teklifi “hayır, asla, asla” (niet, nooit, nimmer) sözleriyle reddedildi. Bunun üzerine aşkını saplantıya dönüştüren Van Gogh, Kee kendisini görmeyi reddedince Kee’nin babası (ve kendi eniştesi) Johannes Stricker’le defalarca kez görüşüp Kee’yi istedi, ama eniştesi kızının maddi anlamda bağımsız olmayan bir adamla evlenmesini istemiyordu. Bir keresinde Van Gogh, Kee’yi görebilmek için eniştesine baskı yaparken, elini bir mum alevi üzerinde tutarak “elimi alev üzerinde tutabildiğim müddetçe onu göreyim” dedi, ama eniştesi mumu üfleyerek söndürdü. Kee konusundaki ısrarı ve başka sebepler yüzünden babasıyla kavga eden Van Gogh, Aralık 1881′de bir kez daha aile evinden ayrılıp Lahey’e yerleşti.

Van Gogh bir süre Lahey’li ressam Anton Mauve’un yanında çalıştıysa da Mauve çok geçmeden Van Gogh’la arasına mesafe koydu. Van Gogh’a göre bunun sebebi, kendisinin alkolik bir fahişeyle yaşamaya başlamasıydı. Van Gogh, Sien ismiyle bilinen, fakat asıl adı Clasina Maria Hoornik olan bu kadınla Ocak 1882 sonlarında tanışmış, ve kadını beş yaşındaki çocuğuyla beraber kendi evine almıştı. Sien Temmuz 1883′te bir erkek çocuk doğurunca Van Gogh ona da bakmaya başladı. (Sien bu çocuğa Willem ismini verdi. Willem sonradan Van Gogh’un oğlu olduğunu iddia etmişse de, tarihler bu iddiayı desteklememektedir. ) Van Gogh’un Sien ile ilişkisi ailesini de rahatsız ediyordu, ve aile Van Gogh’a Sien’i bırakması yönünde baskı yapmaya başladı. Van Gogh önceleri bu baskıya direndiyse de, Eylül 1883′te Sien ve çocuklarını ortada bırakarak Lahey’den ayrıldı, ve altı hafta boyunca Hollanda’nın kuzeyindeki Drenthe’de dolaşıp resim çizerek yaşadı. 1883 sonlarında ise, Nuenen’e taşınmış olan ailesinin yanına döndü. Van Gogh, Sien ile beraber yaşadığı on dokuz ay boyunca, kadının ve çocuklarının düzinelerce resmini çizmiştir.

Nuenen ve Antwerpen (1883 – 1886) Patates Yiyenler, 1885 –

Van Gogh, Nuenen’de kendini resme verdi. Komşularını, tarlada çalışan işçileri, kulübelerinde kıyafet dokuyan dokumacıları çiziyordu. 1884′ün sonbaharında, Margot Begemann adlı bir komşu kızıyla ilişki yaşamaya başladı, fakat çiftin evlenmesine iki tarafın da ailesi karşı çıktı. Bunun üzerine striknin içerek intihar etmeye teşebbüs eden Margot’u Van Gogh hastaneye yetiştirdi.

26 Mart 1885′te babası bir inme sonucu hayatını kaybedince Van Gogh derin bir yasa girdi. Aynı sıralarda Paris’te Van Gogh’un resimleri ilgi çekmeye başlıyordu. 1885 baharında Van Gogh, bugün ilk önemli eseri kabul edilen Patates Yiyenler’i (De Aardappeleters) bitirdi. Ağustos’ta ise resimleri Lahey’deki bir galeride ilk kez sergilendi. Eylül’de model olarak kullandığı kızlardan birini hamile bırakmakla suçlanınca, kasabanın Katolik rahibi, kasabalıların Van Gogh’a modellik yapmalarını yasakladı.

Van Gogh, Nuenen’de çizdiği resimlerde hep doğal ve karanlık renkler kullandı, daha sonraki eserlerinde ağırlıklı olarak kullanacağı canlı renklerden kaçındı. Kardeşi Theo’ya yeteri kadar resim satamadığı için sitem ettiğinde, Theo Paris’te renkli empresyonist resimlerin çok sattığını, Van Gogh’un resimlerinin ise fazla karanlık bulunduğunu yazdı. Nuenen’de geçirdiği iki sene boyunca Van Gogh, pek çok karakalem ve suluboya çalışmanın yanı sıra, 200 kadar yağlıboya resim üretti.

Sigara İçen Kafatası, 1885 –

Kasım 1885′te Antwerpen’e taşınıp bir resim galerisinin üst katında yaşamaya başlayan Van Gogh, kardeşi Theo’dan gelen tüm parayı resim malzemelerine ve modellere harcayıp kendi sağlığını ihmal etmeye başladı. Günlerinin çoğunu ekmek, kahve ve sigarayla geçiriyor, bir taraftan da çok fazla absint içiyordu. Muhtemelen vitamin eksikliğinden dişleri gevşeyip ağrımaya başladı. Ocak 1886′da Antwerpen Güzel Sanatlar Okulu’na yazıldıysa da birkaç hafta sonra, kötüleşen sağlık durumu ve akademik sanat eğitimine duyduğu güvensizlik yüzünden okuldan ayrıldı. Şubat ayının çoğunu hasta geçirdikten sonra, Mart 1886′da Paris’e, kardeşi Theo’nun yanına taşındı.

Van Gogh, Antwerpen’de geçirdiği dönemde pek çok müze gezip Peter Paul Rubens gibi eski ustaların resimlerini incelemiş, bu resimlerden etkilenerek paletini biraz genişletmiştir. Aynı dönemde, ukiyo-e adıyla bilinen Japon gravürlerine ilgi duymaya başlamış ve bu tarzı kendi resimlerinde de kullanmıştır.

Paris (1886 – 1888)

Paris’te bir süre Theo’nun Montmartre’daki dairesinde beraber yaşayan iki kardeş, Haziran 1886′da Rue Lepic üzerinde daha büyük bir daireye taşındı. Bu dönemde iki kardeş arasında yazışma olmadığı için Van Gogh’un Paris’te geçirdiği zaman hakkında elimizde nispeten az bilgi vardır.

Van Gogh Paris’te bir süre ressam Fernand Cormon’un atölyesinde çalıştı, ve atölyenin diğer öğrencileri emile Bernard ve Henri de Toulouse-Lautrec ile yakın arkadaş oldu. Paris’te hakim sanat akımları, empresyonizm ve henüz yeni filizlenmekte olan neo-empresyonizm idi. Theo’nun galerisi, Claude Monet, Alfred Sisley, Edgar Degas ve Camille Pissarro gibi empresyonist ressamların eserleriyle doluydu. Puantilist (noktacı) stilin ustaları Georges Seurat ve Paul Signac, şehrin en ünlü ressamlarıydı. Signac ile bizzat tanışan Van Gogh, arkadaşı emile Bernard ile beraber noktacı stili denemeye başladı. Bu stilde resimler, çok sayıda ufak renk noktasının sabırla kanvasa işlenmesiyle oluşturuluyordu.

Van Gogh kardeşlerin arası, beraber yaşamanın getirdiği problemler yüzünden bir ara açıldıysa da 1887 baharında tekrar düzeldi. Kasım 1887′de Van Gogh, Danimarka’dan Paris’e yeni gelmiş olan ressam Paul Gauguin ile tanıştı ve iki ressam bazı eserlerini değiş tokuş ettiler. Bu arkadaşlık, bir yıl kadar sonra dramatik bir biçimde sona erecekti. Şubat 1888′de, şehir hayatından ve Paris’in soğuk kışlarından bunalan Van Gogh, güneşli Güney Fransa kıyılarına doğru yola koyuldu. Paris’te geçirdiği iki yıl boyunca, yaklaşık 200 resim çizmişti.

Arles (1888 – 1889) Ayçiçekleri serisinden bir resim: Vazoda on iki ayçiçeği, 1888 -

Van Gogh, Güney Fransa’daki Arles kasabasına, burada ütopik bir sanat kolonisi kurma hayalleriyle yerleşti. Mart ayı boyunca manzara resimleri çizdi, bu resimlerinden üçü Paris Bağımsız Ressamlar Topluluğu’nun o yılki sergisinde sergilendi. Mayıs 1888′in başında, Şubat’tan beri kalmakta olduğu ve fazla pahalı bulduğu Hotel Carrel’den çıkarak Cafe de la Gare adlı başka bir otele yerleşti. Yine Mayıs ayında, bugün “Sarı Ev” olarak bilinen boş evin dört odasını tuttu ve atölye olarak kullanmaya başladı. Ağustos ayı boyunca, bugün Ayçiçekleri ismiyle bilinen bir dizi vazolu ayçiçeği resmi yaptı.

Teras Kafe, 1888 –

Eylül ayında iki tane yatak satın alarak Sarı Ev’e yerleşen Van Gogh, aynı sıralarda Teras Kafe adlı meşhur eserini bitirdi. Sarı Ev’i, kurmak istediği sanat kolonisinin merkezi olarak düşünüyor, koloniye katılmaları için çevre kasabalarda yaşayan ressamlarla (Eugene Boch, Dodge MacKnight gibi) görüşüyordu. Arkadaşı Gauguin’i de Arles’a davet etti. Uzun süre tereddüt ettikten sonra daveti kabul eden Gauguin, Theo’nun parasal desteğiyle Ekim 1888′de Arles’a geldi ve Sarı Ev’de Van Gogh’un kendisi için özel olarak hazırladığı odaya yerleşti.

Gauguin ve Van Gogh, Kasım ayı boyunca beraber resim gezilerine çıktılar, değişik resim teknikleri ve anlayışları üzerine uzun tartışmalar yaptılar. İki ressamın da dengesiz duygusal yapısı sayesinde, resim tartışmaları giderek kızışmaya başladı, bozulan havalar ve dar alanda beraber yaşamak ise durumu daha kötü hale getirdi. Ruhsal sağlığı bozulmaya başlayan Van Gogh, Gauguin’in kendisini terk edeceğinden korkmaya başladı. Bu gergin durum, 23 Aralık 1888 gecesi bir krizle sonuçlandı. Bir kavga sonucu hışımla evden çıkan Gauguin’i bir süre takip eden Van Gogh, daha sonra eve döndü ve kendi sol kulağının alt kısmını kesip kopardı. Kopardığı parçayı bir bez ya da kağıt parçasına sarıp yerel bir genelevde çalışan Rachel adlı fahişeye verdi. Geneleve çağrılan polisler, baygın halde buldukları Van Gogh’u hastaneye kaldırdılar. Olayı ertesi sabah öğrenen Gauguin, Theo’ya haber verdikten sonra Arles’dan ayrıldı ve bir daha Van Gogh’la görüşmedi. Van Gogh ise kan kaybı ve ruhsal bunalım sebebiyle birkaç hafta hastanede kaldı.

Ocak 1889′da hastaneden çıkıp Sarı Ev’e yerleşen Van Gogh, halüsinasyonlar ve zehirlenme paranoyası sebebiyle, Şubat başında hastaneye geri döndü. On gün sonra hastaneden salıverildiyse de, endişeli kasabalıların baskısı sonucunda, Mart başında polis zoruyla tekrar hastaneye kapatıldı. Nisan ayında ise arkadaşı Paul Signac’ın gözetiminde evine dönmesine izin verildi. Kasabada istenmediğinin farkında olan Van Gogh, Theo’nun tavsiyesi üzerine, Arles’a 30 km uzaklıkta bulunan Saint-Remy kasabasındaki Saint-Paul-de-Mausole akıl hastanesine geçmeyi kabul etti, ve 8 Mayıs 1889′da Arles’dan ayrıldı.

Saint-Remy ve Auvers-sur-Oise (1889 – 1890) Yıldızlı Gece, 1889 –

Van Gogh, Saint-Remy’de Dr. Theophile Peyron’un gözetiminde resim yapmaya devam etti. Haziran 1888′de en bilinen eserlerinden biri olan Yıldızlı Gece’yi yaptı. Temmuz ortasında tekrar bir nöbet geçirip boyalarını yemeye kalkışınca bir süre resim yapmasına izin verilmediyse de, durumu düzelince resim yapmaya devam etti. Zamanının çoğunu odasında geçiriyor, dışarıya ancak doktor gözetiminde kısa yürüyüşler için çıkabiliyordu. Bu yüzden resim konusu bulmakta zorlanınca, Jean-François Millet gibi başka ressamların veya kendisinin daha önceki eserlerinin yeni yorumlarını çizmeye başladı. 1889 sonu ve 1890 başında bir dizi yeni nöbet geçiren Van Gogh, aynı sıralarda Paris’te ünlenmeye başladı. Ocak 1890′da Mercure de France dergisinde çıkan bir yazıda, Van Gogh’dan “dahi” diye bahsediliyordu.

Dr. Gachet’nin Portresi, 1890 –

Mayıs 1890′da Van Gogh Saint-Remy’den ayrılıp Paris yakınlarındaki Auvers-sur-Oise’a geldi. Burada, daha önce ruhsal problemli ressamlarla ilgilenmiş olan Dr. Paul Gachet’nin gözetiminde kalacak, kardeşi Theo’ya da yakın olacaktı. Van Gogh’un Dr. Gachet hakkındaki ilk yorumu “bence benden daha hasta, ya da tam benim kadar hasta diyelim” oldu. Fakat sonradan doktorla iyi geçinmeye başlayan Van Gogh, doktorun üç ayrı portresini çizdi. Auvers-sur-Oise’da kaldığı süre boyunca kendini tamamen resme veren Van Gogh, burada geçirdiği 70 günde yaklaşık 70 yağlıboya resim üretti. Annesi ve kızkardeşine yazdığı son mektupta, kafasının geçen yıla göre çok daha sakin ve huzurlu olduğunu yazdı.

27 Temmuz 1890′da resim malzemelerini alıp bir tarlaya yürüyen Van Gogh, kendisini tabancayla göğsünden vurdu. Sendeleyerek kaldığı otele döndü ve yatağına uzandı. Kanamayı farkeden otel sahibi, kasaba doktoru Mazery’yi ve Van Gogh’un doktoru Gachet’yi çağırdı. Doktorlar, mermiyi çıkarmanın çok riskli olacağına kanaat getirip Theo’ya hemen gelmesi için haber yolladılar. Vincent Van Gogh, 29 Temmuz 1890 sabahı 1:30 sularında, kardeşi Theo’nun kollarında öldü, ve Auvers-sur-Oise’a gömüldü.

Vincent’tan altı ay sonra Theo da uzun süredir mücadele ettiği frengi hastalığına yenilerek hayata gözlerini yumdu. Theo’nun naaşı önce Utrecht’e gömüldüyse de, karısı Johanna’nın isteği üzerine 1914′te Auvers-sur-Oise’a getirildi ve Vincent’in mezarının yanına gömüldü. Dr. Gachet’nin bahçesinden alınarak mezar taşlarının arasına dikilen sarmaşık filizi, bugün iki kardeşin mezarlarını tamamen kaplamaktadır.

Hastalığı

Van Gogh’u özellikle hayatının son iki yılında ciddi şekilde etkilemiş olan akıl hastalığı için bugüne kadar 30′dan fazla teşhis veya olası sebep ileri sürülmüştür. Bunlardan bazıları, şizofreni, bipolar bozukluk (eski adıyla manik depresyon) , frengi, boya zehirlenmesi (soluma veya yutma yoluyla) , Meniere hastalığı ve güneş çarpmasıdır. Kötü beslenme, aşırı çalışma, uykusuzluk ve alkol düşkünlüğü, muhtemelen hastalığın etkilerini artırmıştır.

Van Gogh’un özellikle son dönem eserlerinde açıkça görülen sarı renk düşkünlüğünün de tıbbi bir bozukluktan kaynaklandığını ileri sürenler olmuştur. Bu konudaki teorilerden birine göre, Van Gogh’un bolca içtiği absintte bulunan tuyon adlı madde, zaman içinde Van Gogh’un görüşünü bozarak nesneleri sarımtrak renkte görmesine sebep olmuş, bu da ressamın eserlerine yansımıştır. Bir başka teoriye göre, Van Gogh’a hastalığının tedavisi için yüksek dozlarda yüksük otu verilmiştir, ve yüksük otunun sarımtrak görüşe veya sarı lekeler görmeye sebep olduğu bilinmektedir.