»

Sayfalarımız arasında Türk Ünlü Ressamlar ile ilgili alfabetik sıralamamızda

bulunmaktadır. Ünlü ressamların hayatlarıda yine sayfalarımız arasında yer

almaktadır. Hem yapancı hem Türk ressamların eserleri ve resimleri hakkında

tema bilgilerinide sitemizde bulabilirsiniz. Yaşadıkları dönemlere damga vurmuş

hayatta iken çile içinde yaşamış ve yaşamını yitirdikten sonra değerli bilinmiş

sanat eserleri sahiplerini saygı ile anıyoruz.

Ünlü ressam resimleriyle ün yapmış ve toplu tarafından resimleriyle tanınan

sanatçıdır. Hatta bazı ünlü ressamların sadece resimlerine bakarak bile

tanındığı bilinir. Örneğin Picasso’nun resimlerine bakarak bu resmi çizse çizse

Pablo Picasso çizmiştir diyebilirsiniz.

Yani burada anlatmak istediğim sanatçının tarzı olmalıdır. Sanatçı esinlenmiş

olabilir bir ünlü üstadın yapıtlarını çok fazla incelemiş olabilir fakat bu o sanatçının

etkilendiği sanatçıdan kopyalar çekmesini gerektirmez.

Sanatın hangi dalıyla uğraşırsanız uğraşın, özgün olun kendiniz olun. Örneğin

Yağlı Boya Resimler çizeceksiniz bu durumda yağlı boya konusunda ün yapmış

Ünlü Ressamları incelemeniz size çok şey kazandıracaktır. Ama siz onlardan

kopyalar alırsanız eserlerinizde buda sizden çok şey götürecektir.

Özgünlük bir sanatçı için vazgeçilmez olmalıdır.

Türk ressamlarımızın güzel resimlerini yayınladığımız ve aynı zamanda yabancı

ressamların biyografilerini ve güzel resimlerini eklediğimiz sitemiz bir sanat ve

ressam sitesidir. Siteyi açmaktaki amacımız siz değerli ziyaretçilerimize resim

siparişi verme olanağı sunmaktır. Sevdiklerinize hediye edebileceğiniz en güzel

hediye güzel resimleri bu siteden sipariş verebilirsiniz.

Detaylı bilgi için anasayfamızı ziyaret ediniz.

RESSAM HASAN RIZA BEY
1899′da Türkiye’de bir ressam, kendisini çizdiği tablonun kahramanlarından biri olarak resmeder. Tarih kitaplarının sayfalarında sıkça karşımıza çıkan, çoğunluğun iyi bildiği bu resim Fatih Sultan Mehmed’in Topkapı’dan İstanbul’a girişini betimleyen eserdir. Fatih’in bindiği kıratın hemen yanında, elinde tüfek olan yeniçeri muhafızı ise tabloyu yapan ressam Hasan Rıza’dır (1857-1912). Bu tabloya kendini resmederek gösterdiği espri anlayışı Hasan Rıza’nın son derece renkli kişiliğinin de yansımasıdır. Ressamın yaşamı da bu renkli, esprili kişiliğine paralel olarak pek hareketli geçer. Üsküdar’da doğan Hasan Rıza, anılarında çocukluğundan beri resme olan tutkusundan, kömür parçalarıyla evinin duvarlarına resim çizdiği için ailesini nasıl kızdırdığından söz eder
Hasan Rıza’nın yaşamı iki savaş arasında şekillenir. Osmanlı – Rus (1877-1878) Savaşı hayatında yepyeni bir kapı açarken, Balkan Savaşı (1912) yaşamını olumsuz yönde etkiler. Asker kökenli olan Hasan Rıza, Heybeliada Bahriye Okulu’nun son sınıfındayken başlayan Osmanlı – Rus Savaşı’na okuldan ayrılıp gönüllü olarak orduya katılır. Er olarak Rus sınırındaki bir alaya gönderilen ressama, savaşı yakından izleyip resimlemekle görevli İtalyan bir gazetecinin muhafızlığını yapma görevi verilir. Savaşı her yönüyle izleyip, gerçek savaş sahnelerini ustalıkla resmeden gazeteciden çok etkilenen Hasan Rıza, bir gün yaşlı gazetecinin karakalem portresini yapıp ona gösterir. Rütbesiz gönüllü bir asker tarafından çizilen bu portre karşısında İtalyan gazeteci çok şaşırır. O günden sonra aralarında başlayan dostluk, savaş sonrasında da devam eder. Savaş sona erdiğinde tekrar Heybeliada’ya, okuluna dönen Hasan Rıza aynı adada yaşamakta olan İtalyan gazeteciyi sık sık ziyaret ederek resim konusundaki bilgisini artırır.
Bahriye’nin son sınıfında okurken, Sultan Abdülhamid’in yatının kamaralarında bulunan resimleri onarmak ve bozulan süslemeleri yenilemekle görevlendirilir. Bu işi büyük bir zevk ve ustalıkla yapan Hasan Rıza’yı devrin Bahriye Nazırı, başarısından dolayı ödüllendirir ve onu, mezun olmasını beklemeden subay yapar. Ancak, büyük bir ressam olmayı kafasına koyan Hasan Rıza, o yıl okuldan ayrılır ve İtalyan gazetecinin de teşvikiyle İtalya’ya gider. On yıl boyunca Napoli, Roma ve Floransa’da çeşitli ressamların atölyelerinde eğitim alarak sanatını geliştirir. İtalya’dan Mısır’a geçerek iki yıl da Mısır sanatı üzerine çalışır. Toplam on iki yılın ardından Türkiye’ye dönen Hasan Rıza, kendini tamamen resme verebilmek için Edirne Karaağaç’ta bir atölye kurup çalışmalarına burada devam eder.
Ünlü kişilerin portrelerini ve tarihi olayları anlatan tablolarının bir çoğunu Karaağaç’ın sakin ortamında resmeden Hasan Rıza, özellikle Osmanlı tarihindeki önemli olay ve savaşların betimlendiği tablolardan oluşan bir seri yapmak için kolları sıvar.
Konusunu tarihten alan çok sayıda tabloyu kısa sürede ustalıkla tamamlar. Fakat ne yazık ki, bu seriden günümüze çok az tablo ulaşabilmiştir. İstanbul Askeri Müze’deki ‘Viyana Kuşatması’ ve ‘Belgrad Meydan Muharebesi’ tabloları, İstanbul Deniz Müzesi’ndeki ‘İstanbul’un Kuşatılması için Fatih’in Gemilerin Karadan Denize İndirilmesine Nezareti’ ve ‘Fatih’in Ordusuyla Edirne’den İstanbul’a Yürüyüşü’ tabloları, Ankara Orduevi’ndeki ‘Eğri Kuşatması’ ve ‘Mohaç Meydan Muharebesi’ tabloları bu seriden günümüze ulaşabilen eserlerinden bazıları. Resimlerinden derin bir tarih bilgisine sahip olduğu anlaşılan Hasan Rıza’nın çok güçlü anatomi bilgisi de hemen göze çarpar. En karışık savaş sahnelerini bile başarılı bir gerçekçilikle resmeden Hasan Rıza, eserlerinde karakalem, çini, pastel ve yağlıboya tekniklerini kullanır. Edirne’de resim çalışmalarının yanında sosyal olarak da hayatın içinde yer alan Hasan Rıza aynı zamanda sanat okulunun müdürlüğünü de yapar.
Bu görevi sırasında birçok öğrenci yetiştirir. Balkan Savaşı sırasında da Edirne Hastanesi’nin müdürlüğünü üstlenen Hasan Rıza, Bulgar Ordusu’nun şehre girmesi üzerine atölyesinde bulunan ve yıllarını verdiği resimlerini kurtarmak için hastaneden Karaağaç’a gitmek üzere yola çıkar. Ancak, yolda şehit olur. İşte, Hasan Rıza’nın yaşamındaki tüm yolları kapatan ikinci savaş budur. Atölyesindeki resimlerin bir kısmı parçalanır ve yağmalanır. Bazıları Sofya’ya götürülür. Daha sonra birkaç eseri Viyana Müzesi’nde ortaya çıkar. Kurtarılabilen eserlerinden bazıları İstanbul’a getirilir. Ancak çoğu eseri kurtarılamaz. Günümüze ulaşabilen eserleri İstanbul Askeri Müze, İstanbul Deniz Müzesi ve Resim Heykel Müzesi’nde sergilenmekte olan ressamın iki eseri ise Ankara Orduevi’nde, birkaç eseri de özel koleksiyonlarda bulunmaktadır.

Sami Yetik (d. 1878 İstanbul ö. 1945 Türk ressam,

İlköğrenimini Şehzadebaşı Taş Mektep’te tamaladı. Çiçek Pazarı Rüştiyesi’nden sonra, Mülkiye İdadi’sinden, Kuleli Askeri İdadi’si (Kuleli Askeri Lisesi)’ne geçti. Resme olan ilgisi Kuleli Askeri İdadi’sine gelene kadar beğeni düzeyinde iken; Kuleli Askeri Lisesi’nde, arkadaşı Mehmet Ali Laga’nın tutku derecesinde resimler yapması üzerine o da resim yapma yönünde motive oldu. O dönemde okulda hoca olan Osman Nuri Paşa’nın teşviki ise motivasyonunu arttırdı. Kuleli’den sonra 1896 yılında girdiği Harbiye Mektebi’nde Hoca Ali Rıza’nın öğrencisi oldu. 1898’deki Harbiye mezuniyetinden sonraki dönemde Hoca Ali Rıza’nın yakın ilgisini gördü.

Girdiği sınav sonunda resim öğretmeni olarak atandığı Eyüp Baytar Askeri Rüştiyesi’ndeki görevinden sonra 1900 yılında resim öğrenimi görmek üzere Sanayi-i Nefise Mektebi’ne girdi. 1906 yılında mezun oldu. Harbiye ve Kuleli’de bir dönem resim öğretmenliği yaptı. Koca Mustafa Paşa Askeri Rüştiye’sinde resim öğretmenliği yaparken; Harbiye Nazırı Mahmud Şevket Paşanın izni ile Paris’e gitti.

İlk resim öğretmeni Hoca Ali Rıza olan sanatçının ilk Figür hocası ise İtalyan sanatçı Valeri’dir. Paris’te doğa gözlemine dayanan Empresyonizm’i devam ettiren Sami Yetik, 1908-1912 yıllarında Sanayi-i Nefise Mektebi’nden mezun olup; Avrupa’ya gönderilen İbrahim Çallı, Feyhaman Duran, Hikmet Onat, Nazmi Ziya Güran, Namık İsmail ve Hüseyin Avni Lifij gibi yurda dönüşlerinde Türk Resmi’nde ekol (Empresyonizm) yaratacak sanatçılar da vardı.

Avrupa’da 19. yüzyıl ortalarında ((1860-1870) beğeni bulan Empresyonizm akımının Türkiye temsilcisi her ne kadar Hüseyin Zekai Paşa ise de, Türkiye’de bu akım 1914 yılından sonra yayıldı. Paris’teki Akedemi Julian ve Ecole Pijieve’ye devam ederken Juan Paul Lauren’in atölyesinde de çalışan Sami Yetik, klasik ekolun etkisinden kurtularak Empresyonizmin heyecanına girdi.
Sami Yetik, Atatürk Anafartalarda TÜYB

Yurda döndükten sonra Kuleli Askeri İdadisi’ne resim öğretmeni olarak atandı. Askeri okullarda resim öğretmenliği sırasında öğrencileri ile çok iyi ilişkiler kurarak başarılı ressamların yetişmesine neden oldu. O sadece bir ressam değil aynı zamanda Osmanlı Ordusunun bir subayı olmasınedeniyle, Balkan Savaşı’nda Edirne cephesinde görevlendirildi. Bu görevi sırasında İdadi yıllarından arkadaşı Mehmet Ali Laga’da onunla beraberdi.

Edirne’nin düşmesi sonucu sanatçı Bulgarlar’a esir düştü. Sofya’da esaret altında kaldı. Balkan savaşı sırasında Edirne’de yaşayan asker ressam Hasan Rıza ile son gecede birlikte oldu. Bulgarlar tarafından haince öldürülerek şehit edilen Hasan Rıza’nın dağılarak yağlamalanan atölyesine sahip çıktı ve şehit ressama ait resimlerin bir kısmının Viyana müzelerinde yer almasına sebep oldu. Esareti sırasında Bulgar ressamlar ile ilişkiler kurdu. Esaretten kurtulduktan sonra I. Dünya Savaşı yıllarında Boğazlar Müstahkem Mevkiinde görev aldı. Katıldığı bu savaşlar sırasında bir yandan ateş hattında görev alırken, diğer yandan fırsat buldukça resim yapmaya, etüd ve eskiz çizmeye etti. Bu yıllarda meydana getirdiği etüdler, çalışmalarına kaynak teşkil ettiğinden daha sonra yaptığı büyük kompozisyonlarının temelini oluşturdu..

Türk Resim Sanatında 1914 yılından itibaren büyük bir uyanış başladı. Bu sanat hareketinde 1914 kuşağı ya da Çallı Kuşağı olarak Sanat Tarihimize geçen sanatçı grubunun başını kendisi ve Ali Sami Boyar, Hikmet Onat, İbrahim Çallı, Ali Cemal, Namık İsmail, Nazmi Ziya Güran, Feyhaman Duran, Hüseyin Avni Lifij gibi arkadaşları çekti. Şişli’de kurdukları bir atölyede daha çok büyük boy savaş resimleri yaparak Viyana ve Berlin’de Osmanlı Muharebe Resimleri sergisi planlandı. Kısa sürede hazırlanan eserler Viyana’ya götürüldü. 1918 yılında Viyana Üniversitesi salonlarında sergi açıldı. Türk ve yabancı protokolün açılışa katıldığı sergi Türkiye sanat çevrelerinde duyuruldu. Dönemin gazete ve magazin dergilerinde yer aldı.
Sami Yetik’in Eşi 15 dakikada çizildiği ile ilgili anı ([[1]]) TÜYB

Sami Yetik askeri konularda olduğu kadar peyzaj, natürmort ve portrelerinde de başarılı oldu. 1933 yılına kadar resim öğretmenliğinin yanı sıra, Türk ordusuna subay olarak hizmet vererek emekli oldu.

Ressamlarımız adlı iki ciltlik kitabı 1940 yılında yayımlandı. 1945 yılında kurulan Asker Ressamlar cemiyeti’nin de ilk üyesi olan sanatçı aynı yıl, ardında çok sayıda başyapıt denebilecek eser bırakarak yaşama veda etti.

Kaynak : Wikipedia

Ressamlar resimleriyle özdeşleşmiş sanatçılardır. Resimlerinde hayata bakışlarını

yakalamak bile mümkündür. Bir ressamın resimlerine, fırça darbelerine, renklerine

geniş anlamda bakıldığında o ressam hakkında yaşam tarzına kadar analizler

yapabilecek eleştirmenler mevcuttur.

Tarih boyunca yaşamış büyük ressamların eserlerinde gizledikleri yansımaları

yakalamak olanaksız değildir.

Picasso’dan Van Gogh’a, Hoca Ali Rıza’dan Osman Hamdi Bey’e uzanan yelpazede

bu bahsedilenlere tanık olmak zordur, fakat imkansız değildir.Ressamların resimlerine

kattıkları yaşam tarzları esere dokunuşlarında gizlidir. Ve bu dokunuşlardaki ahengi

anlamak çoğu zaman yanılmalara sebebiyet verebileceği gibi, arayışların üzerine

gitmek sonunda doğru sonuçları yakalama hazzına kavuşmanıza sebebiyet verebilir.

Bu araştırmalarda ressamın resimlerini incelemeden önce  geniş biyografilerini

incelerseniz bu sizin resme ve incelediğiniz eserin sahibi ressama bakış açınızı

değiştirecek ve önyargılı olduğunuzdan yanılma payınızı artıracaktır.

Ünlü bir ressamın eserini incelerken eğer o ressamın hayatı hakkında bir bilginiz yok

ise bırakın öncelikle olmasın. Önce eserlerini inceleyin sonra notlarınızı alın. Karakteri

hakkında fikirlerinizi eserlerinde gördüklerinizden yola çıkarak belirtin.

Sonra ana başlıklarla o ressamın tahmini yaşam portresini kafanızda canlandırın.

Bütün bu aşamalar bittiğinde o ressamı en iyi anlatan makaleleri okumaya başlayın

yanıldığınız ve doğru tahmin ettiğiniz yönleri genel anlamda not alın. Sonra başka

ressamda aynı yollarla deneyin. Emin olun resim sevdanız varsa bir kaç denemeden

sonra resimlere, ressamlara, eserlere bakış açınız farklılaşmaya başlayacaktır.

Eserlerin karşısına geçtiğinizde artık eski tekdüze sanat anlayışınız yerini daha

oturaklı bir eleştirmen edasıyla karakterinize yansıyacaktır.